Bugun...



BÜYÜK İMAM

Ehli sünnet der geçeriz, ya da Hanefi içtihadı der geçeriz. Peki bu içtihatların sahibi; (İmam-ı Azam Ebu Hanife, asıl adıyla Numan b. Sabit) nasıl birisiydi. Dünyalık mal ve meta karşısında; hakkı gizleyerek belamlık mı yapıyor, yoksa hapis, zulüm ve işkenceye maruz bırakılmayı göze alarak hakkı mı söylüyordu?

facebook-paylas
Tarih: 18-11-2021 12:51

BÜYÜK İMAM

Şunu kesin olarak bilmemiz lazım ki; yaratılmış olan her şey, önce Allah’a karşı sorumludur. Hak sahibi önce Allah’tır.!

 

Geriye kalan bütün insanların, varlığın, mahlûkatın, Allah’a bağlı olarak hakları vardır.

Bu yüzden bir kula zulmeden, hakaret eden veya onu öldüren biri; ilk önce Allah’a karşı gelerek hakkı çiğnemiş olmaktadır.

 

Bununla ilgili bir kıssayı anlatalım da Büyük İmam’ı daha iyi anlayalım;

 

İmam-ı Azam zamanında, Ebu Mansur adında bir halife vardır. Halk bunun zulmüne dayanamaz ve zulmünden dolayı Musul halkı ayaklanır. Askerler de isyan çıkaranları toplayıp yöneticinin huzuruna getirirler.

 

Halife Ebu Mansur, onlara; “sizi yalnız bir şartla affederim; sizi affetmem karşılığında

bir daha isyan çıkarırsanız hepinizi öldürmemi kabul edecek ve bunun için bana imza vereceksiniz” der.

 

Onlar da “tamam, bizi bırak, bir daha isyan çıkarırsak katledilmemiz sana helal olsun, bizi öldür” derler ve bu şartı kabul edip, karara imza atarlar.

 

Halife de onları affedip serbest bırakır. Bir süre sonra zulme dayanamayıp bir daha isyan ederler. Askerler tekrar hepsini yakalayıp halifenin huzuruna getirirler.

Halife; “bana isyan çıkarmanız halinde sizi öldürme  hakkını bana vermiştiniz,  bu defa hepinizi öldüreceğim” der ve âlimleri çağırtıp, getirtir.

 

Aralarında İmam Ebu Hanife de vardır. Halife, âlimlere daha önce yaşananları anlatıp; “şimdi bunları öldürürsem; haklı mıyım, haksız mıyım” diye sorar.

 

Âlimlerin hepsi “doğrudur, haklısınız” derler, tabiri caizse dini satarlar.

 

Cevap sırası Ebu Hanife’ye gelir; ama O; “benim vereceğim  cevap senin hoşuna gitmez” der.

 

Halife yine de “olsun, sen cevabını ver” der.

 

Bunun üzerine Ebu Hanife;

 

“-Bana göre sen böyle bir hakka sahip değilsin; çünkü onlar kendilerine ait olmayan bir hakkı sana vermişler. Canları onlara ait değil ki, onlar sana ‘bizi öldürebilirsin’ diyebilsinler. İntihar etmek haramdır.

 

Bu durum da insanın kendi kendini öldürmesi haram olduğuna göre, bir başkasına da ‘beni öldür’ diye hak tanıyamaz, bu hak ona ait değildir.

Hiç kimse; bir başkasına; kendisini öldürme yetkisini vermeye sahip değildir. Çünkü  insan kendi kendisine sahip değildir.

 

Mesela bir kadın, bir erkeğe ‘benimle zina yapabilirsin’ dese, erkek de onunla zina yapsa; kadın ona bu hakkı tanıdığı için onunla zina etmiş sayılmaz mı?

 

Aynı şekilde biri bir başkasına “beni öldürme hakkını sana veriyorum” dese bile; o kişi yine bundan sorumlu olur. Cinayet işlemiş olur.

 

Eğer sen de onları öldürürsen sorumlu olursun; çünkü onlar kendilerine sahip

değildir. “

 

Hud Suresi 119 ayette ki; Rab’bimizin “ Zalimlerin yanında olmayın; sonra ateş sizi de yakar. Allah’tan başka dostlarınız olmadığına göre bir yerden yardım da göremezsiniz.” Vb.İlahi emirlerine ve:

Peygamber efendimizin  hadisi şeriflerinde ki; “ Cihadın en faziletlisi, zalim sultanın karşısında hakkı ve adaleti söylemektir.” Ve bir diğerinde  “ Haksızlık karşısında susmanın dilsiz şeytanlık” olduğunun  bildirildiği sözleri üzerine Peygamberin Sünnetine de  uyarak;

“-Hak sahibi olan Allah’tır, dolayısıyla onların canına da sahip olan Allah’tır” der.

Allah’ın emir ve Resulu’nün metoduyla belamlığı değil, gerçek din bilgeliğini ve hal alimliğini tercih eder.

 

Sonrasında; O’na yeni kurulan şehrin (Bağdat) ın kadılığı teklif edilir. Büyük İmam görevi reddeder ve kabul etmemekte ısrar edince de hapse atılır.

 

Halife adamlarını cezaevine gönderip isteğini kabul etmesi durumunda serbest bırakılacağı ve ikramlarda bulunulacağını söyletir.

 

Ebu Hanife ilk görüşüne sadık kalır.ve görevi de kabul etmez.

 

Zindana atıldıktan sonra her gün milletin huzuruna çıkartılıp kırbaçlanır, horlanır, türlü işkencelere maruz bırakılır.

 

Ebu Hanife (İmam-ı Azam): O zalimin zulmü altında  cezaevinde de vefat eder ve şehadete ulaşır.

 

Yaşamadığını tavsiye etmeyen ve içtihadını şehadetle taçlandıran büyük bir alim.

 

Halkına zulmeden yöneticiler zamanında  yaşamış ve her iki dönemde de gerek Emeviler ve gerekse de Abbasiler zamanın da zulme, hakaret ve işkenceye maruz bırakılmış, şüphe endişesiyle bir çok helali bile terketmiş, yaşamadığını asla söylemeyen, hakkı tavsiye etmekten asla geri durmayan, verilen makamları elinin tersiyle iten bir büyük imam.(Kul’a kulluğu reddeden, Allah’a kulluğu ve Peygamber’e ümmetliği tercih eden bir  alim.)

 

Allah’ın Rızası Her Şeyden önce gelmiştir ve gelmelidir de.!

 

Makam ve mevkilerin üstünlük sebebi olmadığını, üstünlüğün takva da olduğunu biliyor ve ona göre yaşayabiliyorsak  ne mutlu bizlere.

                                                   

 

 

 




Kaynak: GÖLGE ADAM

Editör: HABER MERKEZİ




FACEBOOK YORUM
Yorum

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER DÜNYA Haberleri

YAZARLAR
ÇOK OKUNAN HABERLER
SON YORUMLANANLAR
  • HABERLER
  • VİDEOLAR
HABER ARŞİVİ
HAVA DURUMU
GAZETEMİZ

nöbetçi eczaneler
HABER ARA
Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
YUKARI YUKARI