Bugun...



Cengiz Demirel Yazdı :“ Vakit çok geç! “

Abdülhak Hamit Tarhan. Cumhuriyet öncesi edebiyatçılardan. En önemli eserlerinin başında “Makber” gelir. Ölen eşine yazdığı bir şiir. “Her yer karanlık pür-nûr o mevkî? “ Abdülhak Hamit Tarhan’a göre eşinin ölümünden sonra her yer karanlığa bürünmüştür ve tek aydınlık eşinin kabrindedir. Abdülhak Hamit Tarhan, günün aydınlığında karanlığı anlatmış şiirinde.

facebook-paylas
Tarih: 28-11-2021 22:04

Cengiz Demirel Yazdı :“ Vakit çok geç! “

Gün ışığında karanlık!

Nasıl bir şey olabilir ki?
Akşam haberlerini izliyorum.

 

İlk Haber iç karartıcı, 2. Haber, 3. Haber, 4-5-6… Her haber bir öncesinden daha karartıcı. Odanın içi aydınlık, haberler ilerledikçe sanki ışık git gide kararıyor. Bir süre sonra zifiri bir karanlıkta kalmış gibi hissediyor insan kendini. Bunaltı basıyor, insanın göğsü sıkışıyor.
Covid-19, Ekonomik sıkıntılar, bunlara bağlı giderek artan intiharlar, Sedat Peker, Çakıcı gibi mafya açıklamaları, başta Rize İkizdere olmak üzere onlarca rant uğruna çevre katliamları, siyasi liderlerin atışmaları, savaşlar, kazalar… Haberler uzayıp gidiyor.

 

Son günlerde iç karartan, yürek burkan haberlerin başında intiharlar geliyor.
Gazetelere de yansıyan başlıklar;
“ 1.5 yaşında bebeklerini komşuya bırakıp yaşamlarına son verdiler”
“ avucuna, iş- aş yazdı canına kıydı”
“ işsiz kalınca belediyenin önünde kendini yaktı”
“ Borcunu ödeyemeyen esnaf canına kıydı”
“işyerine tahliye kararı çıkınca canına kıydı”

 

Haber başlıkları uzayıp gidiyor. 2020 de pandemi nedeni ile artış gösteren intihar vakaları 2021 de nerede ise tavan yapmaya başladı. 2021 in ilk 4 ayında intihar girişimlerinin sayılarının 500 ü aştığı kayıtlara yansımış durumda.

 

 

500 girişim, 500 can!
Peki ne oluyor bu insanlara?
“Parmağına diken batsa canı yanan insan ” nasıl oluyor da kendisine kurşun sıkabiliyor, benzin döküp yakabiliyor, bir dut ağacından ya da kamyonunun kasasından kendisini sallandırarak canına kıyabiliyor.
Nedeni, ekonomik umutsuzluk sonucu kendini ‘ çıkmaz sokakta’ hissetmek..

 

 

Umut, İnsanı ayakta tutan, Umutsuzluk, insanı yıkan kavramlar..
Neden bunca insan umutlarını yitirdi?
Neden milyonlarca insan bunalımda?
Ne oluyor topluma?

 

 

Umut!


Kişi sevdiğinden umudunu kesmiştir.. Olay bireyseldir.
Kişi geleceğinden umudunu kesmiştir… Olay toplumsaldır.
Olay toplumsal ise, kişi, arkasında sırtını dayayabileceği DEVLET denilen o muhteşem gücü bulamamaktadır..


Neden?
Nedeni ortada değil midir?
Çok ayrıntıya girmeye gerek yok… Osmanlı’da bir döneme adını veren ‘LALE DEVRİNİ “ inceleyip, günümüz Türkiye’si ile karşılaştırsak yeter!

 

İşsizlik tavan yapıyor, intiharlar tavan yapıyor, yurt dışında gelecek arayan gençler tavan yapıyor, işyeri kapanmaları tavan yapıyor…

 

Geriye kalan???
Geriye kalan, Umutsuzluk,
geriye kalan, çıkmaz sokak..
Ve bunlardan da geriye kalan,
o muhteşem devlet gücünün yurttaşlarından
‘HELALLİK İSTEMESİ !!’
Yazımıza Abdülhak Hamit Tarhan’la “ her yer karanlık” diyerek başlamıştık…
Yahya Kemal Beyatlı'yla bitirelim,
“Dönülmez akşamın ufkundayız. Vakit çok geç”




Kaynak: Haber Merkezi

Editör: Davut Koçyiğit




Etiketler :

FACEBOOK YORUM
Yorum

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER DÜNYA Haberleri

YAZARLAR
ÇOK OKUNAN HABERLER
SON YORUMLANANLAR
  • HABERLER
  • VİDEOLAR
HABER ARŞİVİ
HAVA DURUMU
GAZETEMİZ

nöbetçi eczaneler
HABER ARA
Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
YUKARI YUKARI