|
Tweet |
Ortadoğu bugün bir kez daha emperyalizmin kanlı saldırganlığının, işgalci politikalarının ve güç zorbalığının hedefi haline getirilmiştir. Katil ABD’nin, haydut İsrail’in saldırıları sivilleri, yaşam alanlarını ve çocukları hedef alırken; İran yönetiminin halktan kopuk ve baskıcı anlayışı da bu yıkımın zeminini büyütmektedir. Okulların vurulduğu, çocukların öldüğü bir yerde hiçbir gerekçe meşru değildir. Bu açık bir insanlık suçudur.
Büyük Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün “Yurtta barış, dünyada barış” ilkesi bugün her zamankinden daha hayati bir yol göstericidir. Vatan savunması dışında savaş politikalarının insanlığa yıkım getirdiği tarih boyunca defalarca görülmüştür. Savaşlarda kazanan silah lobileri ve güç odakları olur; kaybeden ise insanlıktır.
Eğitim-İş olarak altını çiziyoruz:
Çocuklar bombaların gölgesinde değil; barış içinde, güvenli okullarda eğitim görmelidir.
Yaşam hakkını, eğitim hakkını ve güvenli gelecek hakkını savunmak insanlığın ortak sorumluluğudur.
Tüm dünya kamuoyunu bu saldırılara, bu cinayetlere ve emperyalizmin savaş projelerine karşı çıkmaya çağırıyoruz.
Tüm ülkelere; insan iradesine dayanan demokrasiyi, temel hakları ve özgürlükleri güçlendirme sorumluluğunu hatırlatıyoruz.
İnsanlığın ortak geleceği savaşta değil barıştadır.
3 Mart 1924 Devrim Yasaları: Laiklik ve Eğitimde Birliğin Temeli
Bugün 3 Mart Devrim Yasalarının 102. yıldönümü.
Türkiye Cumhuriyeti, 3 Mart 1924’te kabul edilen üç devrim yasasıyla aydınlanma yürüyüşünün rotasını çizmiş; laikliğin, bilimsel düşüncenin ve çağdaş hukukun temellerini atmıştır.
Şeriye ve Evkaf Vekaleti’nin kaldırılması ile hukuk sistemimiz dogmalardan arındırılarak çağın gereksinimlerine uygun hale getirilmiştir.
Halifeliğin kaldırılması ile teokratik yönetim yerle bir edilmiş, egemenlik kayıtsız şartsız halkımıza verilmiştir.
Tevhid-i Tedrisat Kanunu ile eğitimde birlik sağlanmış; cemaat-tarikat yapılarının, yabancı ve misyoner okulların yarattığı parçalı yapı ortadan kaldırılarak eğitim devletin sorumluluğuna verilmiş, akıl ve bilim rehber kılınmıştır.
Öğretim Birliği, bu topraklarda her çocuğun hangi aileden, hangi inançtan, hangi gelir grubundan olursa olsun bilimsel bilgiye ulaşabilmesinin güvencesidir.
Türkiye’de Eğitimde Eşitsizlik ve Kamusal Eğitim Tartışması
Ancak bugün eğitim hakkı her geçen gün biraz daha aşınıyor.
Okullarımızda yoksulluk büyüyor.
Devlet okulları zayıflıyor.
Eğitim giderek velinin cebine bırakılıyor.
Eşitsizlik derinleşiyor.
Okullar ideolojik tartışmaların alanı haline getiriliyor.
Devlet geri çekiliyor, aileler borçlanıyor, çocukların eğitiminin yükü velilerin omzuna bırakılıyor.
Bugün Ankara'da Milli Eğitim Bakanlığı önünden ve tüm Türkiye’de İl Milli Eğitim Müdürlükleri önünden, alanlardan, meydanlardan soruyoruz:
Bir ülkede devlet okulları temizlik malzemesi bulamazken özel okullar rekor ücret açıklıyorsa orada eşitlikten söz edilebilir mi?
Bir ülkede veliler “bağış” adı altında zorunlu ödeme yapıyorsa o eğitim gerçekten kamusal mıdır?
Bir ülkede çocuklar okulu bırakıp çalışmak zorunda kalıyorsa o sistem başarılı mıdır?
MESEM, Çocuk İşçiliği ve Eğitim Hakkı
Bugün 600 binden fazla çocuk okul dışındadır.
500 binin üzerinde çocuk MESEM kapsamında çalıştırılmaktadır.
Son iki yılda MESEM’de 18 çocuk hayatını kaybetmiştir.
Son 13 yılda en az 836 çocuk çalışırken yaşamını yitirmiştir.
Bunun adı kaza değildir.
Bu, çocukların korunamamasıdır.
Okullarda temizlik personeli ve güvenlik görevlisi eksikliği yaşanmakta; kalabalık sınıflar ve yetersiz fiziki koşullar eğitim hakkını zedelemektedir. Eğitim giderek kamusal bir hak olmaktan uzaklaştırılmakta, özel okul oranlarının artışı devlet okullarının zayıfladığını göstermektedir.
Laiklik, Cumhuriyet ve Bilimsel Eğitim Vurgusu
Okullar pedagojik ilkelerden uzaklaştırılmamalıdır.
Laiklik; devletin kimsenin inancına karışmamasıdır.
Laiklik; devletin tüm vatandaşlara eşit mesafede durmasıdır.
Laiklik; birlikte yaşamanın teminatıdır.
Atatürk’ün kurduğu Cumhuriyetin temelinde laik, bilimsel ve kamusal eğitim anlayışı vardır. Eğitim sistemi ancak eşitse güçlüdür, ancak bilimselse gelecektir, ancak kamusalsa adildir.
Bizim durduğumuz yer nettir:
Cumhuriyeti savunuyoruz.
Laikliği savunuyoruz.
Bilimsel eğitimi savunuyoruz.
Birlikte yaşamı savunuyoruz.
Okul ideolojik alan değil, kamusal alandır.
Çocukların geleceği hiçbir siyasi anlayışın deneme sahası olamaz.
3 Mart Devrim Yasaları 102. Yıl Mesajı
3 Mart Devrim Yasalarının 102. yılını kutluyoruz.
Ve bir kez daha ilan ediyoruz:
Cumhuriyetin temeli eğitimdir.
Laik, bilimsel, kamusal, karma eğitim haktır.