|
Tweet |
Tarih, gücü elinde tutmak isteyenlerin uyguladığı en eski ama eskimeyen taktikle doludur: Böl, parçala ve yut.
Bu kurnaz strateji, iki tanıdık hikayede kendini açıkça gösterir.
İlkinde; otlakta huzurla yaşayan öküz sürüsüne göz diken aslanlar, gözlerine kestirdikleri Sarı Öküz’ü isterler. Sürü, "Bir kişiden ne çıkar, yeter ki huzurumuz bozulmasın" diyerek arkadaşlarını teslim eder. Ancak Sarı Öküz gittiğinde birlik biter; sırayla herkes yem olur. Ağlayarak ulaşılan o acı gerçek şudur: "Sarı Öküz'ü verdiğimiz gün kaybettik!"
İkincisinde ise; derin bir kuyuya atılan leşin kokusuna kapılan fareler, yiyecek bitince hayatta kalmak için birbirini parçalamaya başlar. Çiftçi kenara çekilip izler. Sonunda tek bir fare kalır; artık kendi türünü avlayan bir silaha dönüşmüştür.
Fareler, asıl düşmanın yanlarındaki arkadaşları değil, onları o kuyuya kapatan çiftçi olduğunu asla anlayamazlar.
Bu iki kıssa, sosyolojik ve siyasi gerçekliğimizin aynasıdır.
Toplumları ve toplulukları yıkmak isteyenler, karşılarında yekvücut bir güç görmek istemezler. Önce bir kuyu kazar, içine yapay ayrışmalar ve çatışma konuları atarlar. Sonra da kenara çekilip kurbanların birbirini yemesini izlerler.
Bugün "falancacı-filancacı" diyerek; siyasi görüşü, mezhebi veya fikri yüzünden komşusuna, din kardeşine, vatandaşına düşman gözüyle bakanlar tam olarak da bu tuzağın içindedir. İlk hikayede kurban seçilen Sarı Öküz’e ses çıkarmayanlar, yarın sıranın kendisine geleceğini unutuyor.
İslam inancı bize "Ancak müminler kardeştir" (Hucurat, 10) buyruğuyla sarsılmaz bir birlik ruhunu emreder.
Kur'an-ı Kerim, "Birbirinizle çekişmeyin, sonra korkuya kapılırsınız da kuvvetiniz gidiverir" (Enfal, 46) ayetiyle, iç çatışmanın bizi nasıl tükenişe götüreceği konusunda açıkça uyarır.
Nitekim Al-i İmran Sûresi 103. ayette Rabbimiz; "Hep birlikte Allah’ın ipine sımsıkı sarılın; bölünüp parçalanmayın..." buyurarak rahmetin ve diriliğin ancak birlikle mümkün olduğunu da bildirir.
Bizi parçalamak isteyenlere vereceğimiz en büyük cevap ise; tefrikaya düşmemek, ilk kurbanı feda etmemek ve kuyunun dibinde birbirimizle boğuşmayı bırakmaktır.
Sonuç olarak;
Bugün birbirimize saldırmadan önce asıl şu soruyu sormak zorundayız:
Sarı Öküz'ü kim istedi, kuyuyu kim kazdı ve bizim birbirimizi parçalamamızdan kim çıkar sağlıyor?
Bizimle aynı gazeteyi okumayan, aynı tv kanalını izlemeyen, aynı dernek ya da vakfa üye olmayan, aynı cemiyette toplanmayan veya aynı partinin propagandasını yapmayan herkesi; düşman olarak görmeyi bıraktığımız gün, tuzağı kuranların da oyununu bozduğumuz gün olacaktır.
Mehmet Taştekin Selam ve dua ile...
