|
Tweet |
Bugün cep telefonlarımızdan tek bir dokunuşla dünyanın diğer ucuna mesaj gönderebiliyoruz. Ancak çok değil, birkaç yüzyıl öncesine gittiğimizde haberleşme; insan iradesine, bacak kaslarına ve nefes kontrolüne dayanıyordu. Osmanlı Devleti’nde padişahın fermanlarını, gizli istihbarat notlarını ve müjdeli haberleri uzak şehirlere ulaştıran öyle bir sınıf vardı ki, sergiledikleri fiziksel performans zamanla haklarında efsaneler doğurdu: Peykler.
Peki, kimdi bu peykler? Gerçekten daha hızlı koşabilmek için dalakları alınır mıydı? Ağızlarında metal kürelerle mi koşarlardı? Gelin, tarihî belgeler ve akademik araştırmalar ışığında bu sıra dışı saray görevlilerini yakından tanıyalım.

Sarayın Rüzgâr Gibi Esen Yaya Postacıları
Farsça kökenli bir kelime olan peyk, haberci ve yaya postacı anlamına gelir. Kökeni İslâm öncesi ve erken dönem İslâm devletlerindeki berîd, kāsıd ve ulâk teşkilatlarına dayanan bu kurum, Selçuklu ve Anadolu beylikleri üzerinden Osmanlı saray teşkilatına aktarılmıştır. Fatih Sultan Mehmed’in Teşkilât Kanunnâmesi’nde resmen adı geçen peykler, en geç 15. yüzyılın başından itibaren saray düzeninde kritik roller üstlenmiştir.
Peyklerin temel görevi; atlı arabaların ve çavuşların geçemeyeceği zorlu arazi şartlarında fermanları, askerî talimatları ve hac dönüşü müjdelerini hızla hedefine ulaştırmaktı. Ancak görevleri bununla sınırlı değildi. Cülus, bayram ve zafer alaylarında padişahın hemen yanında ve önünde yürüyerek hem saray ihtişamını temsil eden gösterişli bir tören birliği hem de hükümdarı koruyan özel bir muhafız sınıfı oluştururlardı.
Efsaneler ve Tarihî Gerçekler
Peyklerin akılalmaz dayanıklılığı, zaman içerisinde halk arasında ve günümüz sosyal medyasında abartılı anlatıların doğmasına yol açmıştır.
Ceplerinde Şeker, Paçalarında Çıngırak
Peyklerin günlük yaşamlarında ve koşu esnasında uyguladıkları pratikler son derece ilgi çekicidir:
Bir Devrin Sonu
Yeniçeriler gibi üç ayda bir ulûfe alan, koğuşları Sultanahmet civarındaki Peykhâne’de bulunan bu özel sınıf, 16. yüzyılda 40-100 kişiden oluşurken 18. yüzyılda sayıları 150’ye kadar çıkmıştır.
Osmanlı Devleti'nin modernleşme adımları ve posta teşkilatının yenilenmesi sürecinde, 3 Mayıs 1829 tarihinde Peyk Teşkilatı tamamen lağvedilmiştir. Günümüzde maraton koşucularının ilham kaynağı olabilecek bu rüzgâr ayaklı haberciler, tarihin şanlı ve renkli sayfalarındaki yerini almıştır.
