مواقع مراهنات
Bugun...



MEHMET TAŞTEKİN YAZDI : ŞAKA GİBİ

Modernleşme uğruna kaybettiğimiz sadelik, doğallık ve insani bağlar nasıl bugünün en pahalı lüksüne dönüştü? Kıtlık ilkesi, hedonik uyarlanma ve geçmişten günümüze değişen yaşam değerleri üzerine derin bir sosyolojik ve psikolojik analiz.

facebook-paylas
Tarih: 14-10-2026 21:38

MEHMET TAŞTEKİN YAZDI : ŞAKA GİBİ

​Dünya akıl almaz bir döngünün içinde evriliyor. İnsanoğlu “geliştiğini” sandıkça, kaybettiği sadeliğin ve doğallığın peşinde yeniden koşuyor.

 


Lüksün içi boşalıyor; dünün sıradan değerleri, bugünün pahalı arzularına dönüşüyor.

​Şöyle bir geriye dönüp bakalım…
80 yıl önce her kapıda bir at vardı; sadece zenginlerinse arabası…

MEHMET TAŞTEKİN YAZDI ŞAKA GİBİ

ŞAKA GİBİ

Bugün sokaklar arabayla dolu ama at sahibi olmak büyük bir servet, binmek ise özel bir lüks oldu. 50 yıl önce köyde yaşamak fakirlik, şehir ise refahtı.

Şehirlere doluşup betonlara sıkıştık. Şimdi ise kentliler köylere kaçıyor; köylünün toprak evinin yerini zenginlerin "villa" dediği yapılar alıyor.

40 sene önce köy sofrasındaki bazlamaya burun kıvıranlar, bugün "köy kahvaltısı" için servet ödüyor. Eskiden doğalgaz bağlatmak statüydü; şimdilerde ise evine soba kurup, ocaklık yapıp odun ateşinde çayını, gumpirini pişiren sosyal medyada havasını atıyor.

Peki bu değişimin arkasında ne yatıyor?

Psikolojide buna "Kıtlık İlkesi" ve "Hedonik Uyarlanma" denir. Bir şey ne kadar bolsa o kadar sıradanlaşır; ne kadar azsa o kadar değerlenir. Betonların arasında teknolojinin konforuna alıştık ama o konfor ruhumuza haz vermez oldu. Herkesin arabası ve doğalgazı var; artık bunlar kimseyi ayrıcalıklı kılmıyor.

Bugünün gerçek lüksü; gürültüden kaçabilmek, zamanı yavaşlatmak ve doğaya dokunabilmektir.

İronik ama gerçek: Modernleşme uğruna toprağı, sessizliği ve sadeliği ucuza elden çıkardık.

Şimdi o kaybettiğimiz değerleri fahiş fiyatlara "lüks" adı altında geri satın alıyoruz.

Oysa gözden kaçırdığımız asıl hakikat şudur: Gerçek mutluluk büyük servetlerde değil, o küçük ve yalın detaylardadır.

Eski köylerimizi kıymetli kılan sadece toprak evler ya da odun ateşi değildi; komşuluk ilişkileri, kapısı kilit tutmayan evlerdeki güven, bir çorbayı bölüşen imece ruhu, komşunun derdine koşan yardımlaşma ve büyüklere gösterilen içten saygı ile hürmetti.

İnsan ruhunu besleyen şey devasa binalar veya pahalı sistemler değil; çıtırdayan odun ateşinin sıcaklığında paylaşılan o gerçek sevgi, samimiyet ve insani bağlardır.

Dünün yoksulluğu, bugünün en pahalı ayrıcalığı oldu. Betonlaştırdığımız dünyada şimdi bir avuç toprak, bir odun ateşi sıcaklığı ve kaybettiğimiz o samimi hürmeti arıyoruz.

Tabiki en önemlisi de şairin dediği gibi: "Yamadık dünyamızı, yırtarak dinimizden; din de gitti, Dünya da gitti elimizden."

Ne diyelim? Şaka gibi.

Selam ve dua ile.

Mehmet Taştekin

 

 




Kaynak: Davut koçyiğit

Editör: Davut koçyiğit




FACEBOOK YORUM
Yorum

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER SİYASET Haberleri

YAZARLAR
ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
SON YORUMLANANLAR
  • HABERLER
  • VİDEOLAR
GAZETEMİZ

nöbetçi eczaneler
HABER ARA
Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS